Son günleri kışın. çok üşüttü bizi. Akkapı’nın sıcaklığı da az geldi o soğuklara. Ama gidiyor işte. Ne güzel olacak buralar…
soğuk
Soğuk akkapı’da da soğuktur.
Zemheridir.
Dalında donuverir portakal, turuncu direnirken içindeki ateşle…
Ama soğuktur işte,
eski Zıraat yolu,
İhtiyari Durağı, Değirmen durağı, ah adları bile unutulmuş mekanlar,
Sonra Şıh Muhsin bakkalı…
Ben şimdi on yıllar öncesinden bahsediyorum bunları derken,
Daf’tan, efsane otobüsümüzden,
çocukluğumuzun buz tutmuş sokaklarından, yollarından
bakkal Ahmet amcaya giderken soğuktan titrediğimiz yollardan, sabahın beşlerinden altılarından…
öyle bir soğuk şimdi Akkapı’da
alıp çocukluk yıllarına götüren…
bu bile güzeldir Akkapı’da,
üşüye üşüye
bir odun sobasının kenarında,
battaniye altında
eski zaman hatıralarında…
kış şiirleri
yaralı serçeler
akşam olunca
sabah olunca
günler geçince
seneler…
sonra gidince herkes bir bir
yaşlı köpek, dut ağacı, kör tulumba
hatıralarıyla gidince neneler, amcalar, halalar…
gidince işte vakitsiz gidenler… rakı masasıyla bir baba…
saçları şarkı söyleyen kızdan sonra…
sonra
bir kuş yuvası vardı orada
dut ağacında
ağaç kurudu yuva kaldı,
ama yalnız yaralı serçeler geldi oraya
çünkü mevsim yoktu
çünkü kimse yoktu
hepimiz bir zamanı bir fotoğrafa bırakıp gitmiştik
çekip gitmiştik…
bir fotoğraf

1960′ların sonu.
Dalikanlılık çağlarından bir kare.
Macit Elgalp.
Zaman geçer, hazin izler bırakarak hayatlarımızda,
ama işte hatıralara ne yapabilir ki…
Nice uzun seneler Macit usta…
akkapı’da
saçları şarkı söyleyen kız
Bir taş daha attım havuza
Sonunda ürktü yeşil kurbağa
Sıçradı geçti kısa duvarı
Kayboldu otlar arasında
Bense ahşap evin,
Tahta merdivenlerin hatıralarında
Kaybolmuştum
Sonra yaşlı köpek geldi yine
Burnuyla yokladı ıslak otları
Ağır ağır gitti
Kıvrıldı merdiven altına
Miskin bir öğleden sonraydı
Komşu bahçede ağıtlar duyuldu yine
Ben duydum, babaanne duydu
Başka kim duydu bilmiyorum
Meğer bir şarkıymış bu
“saçları şarkı söyleyen kızın”…







