ileti

Merhaba,
bir önerim olacak siteyi takip eden ilgili arkadaşlara… Yaşlılarımızı bir bir kaybediyoruz… Yetmiş, seksen yaşında çınarlar devriliyor birer birer… Onlarca anı, hikâye ve yaşanmışlık da beraber gömülüyor toprağa yaşlılarımızla…
Hem onların anılarını yaşatmak hem de ortak hafızamız olacak siteyi geliştirmek için röpörtajlar yaparak fotoğraflarıyla, video görüntüleriyle, hikâyelerini belgeleyelim…
Bunun için somut çaba belirleyici olacaktır.
Şimdi kolları sıvamalı, işe başlamalı bir yerden.
Kolaylıklar diliyorum…

Zafer Özgentürk

ayakkabı

Categories: iş güç | 1 Comment

Bizce giysilerin en önemli unsuru ayakkabılardır. Gömleğinizin, pantolonunuzun, ceketinizin vs ne kadar şık veya kaliteli olduğu o kadar önemli değildir; eğer ayağınızda güzel bir kundura yoksa. Tabi ki bu sadece bir bakıştır, katılmayabilirsiniz. Bunlar yazının girizgahıdır aslında. Burada Akkapı kökenli bir markaya ve dolayısıyla yaratıcılarına yer vereceğiz. Bu marka, TV’de  Son Ağa, Kavak Yelleri gibi birçok dizinin de ana sponsorlarından olan KOMÇERO’dur.

Vehbi Usta, küçük bir atölyede başlattığı işini şimdi daha gelişmiş ve kurumsallaşmış bir işletme olarak oğulları Sedat ve Vedat Selek ile sürdürmektedir.

Akkapı, Adana’daki ayakkabıcılığın belli başlı ustalarının yetiştiği bir mahalledir ayrıca. Mobilyacılıkta, kuyumculukta olduğu gibi. Yani Akkapı emeğin ve alınterinin mekanıdır aynı zamanda.

(Baba mesleğini kardeşi Vedat’la sürdüren Sedet Selek.)

Not: Akkapı kökenli markaları, kurumları, işletmeleri, esnafları kısaca tanıtmaya  devam edeceğiz.

kaskas da yorulur

Categories: iş güç | 10 Comments

Günde kaç saat çalışır, takip edemeyiz bile. Şırdan satar, fındık satar, darı satar, köşkerliğine de devam eder…Evde ekmek bekleyenler vardır çünkü, elbette her evde olduğu gibi. Ve herkeste olduğu gibi Kaskas da yorulur ama. Küçük mekanında biraz uyuklar. Seviyoruz seni Kaskas…

726 sokakta voleybol

Categories: sokaklar | 5 Comments

Neredeyse geleneksel bir spor etkinliğine dönüştü eski ve meşhur adıyla 726 sokakta voleybol oynamak. Bu minik ve taşlı çakıllı sahada kimler oynamadı ki.

Şimdi şu oyunda gördüklerinizin hemen hemen tamamı daha dünyada yoktu burada mahalleli voleybol oynarken, Razık Hoca hariç. Tanıyorsunuz onu, Adanaspor’un eski futbolcularındadır. Şimdi Akkapıspor’u çalıştırıyor. Gençlerle onayınca kendini genç sanıyor: )) O da eski formundan uzak: ))

Şimdi oynayanları tanımıyoruz, soruyoruz, bu kim, şu kim? Cevaplar; Kaskas’ın oğlu, Sami’nin oğlu, Ali Aksüt’un oğlu, Ali Karabulut’un oğlu, Semih’in oğlu…diye devam ediyor.

Şaşırıyoruz, yahu ne zaman evlendiler, ne zaman çocuk yaptılar, bunlar ne zaman büyüdü… Ey hayat… O zaman “oyuna devam…”

Dedik ya Razık Hoca eski günlerinden uzak diye… Hocam, top çizgiler içinde kalacak… Hem o top çizgi dışıydı, üstüne filan da düşmedi. En fazla bağıran, en haklı sayılmıyor. Çocuklara da baskı yapma: ))

Bu arada, maç varsa yorumcusu da vardır, futbol veya voleybol fark etmez… Bakınız, aşağıdaki foto: ))

 

aile

Akkapı İlkokulu bahçesinin karşısında oturur Görgün Ailesi. Mahallede onlara “Dikevi” de derler; Beyt’ül Dikevi… Yıllar önce rahmetli olan dede Süleyman Görgün, yine yıllar önce ölen eşi Zehra Nene. Kucaklarda torunlar: Ahmet ve Sermin. Şaban Amca ve rahmetli eşi Perihan Teyze. Ki ölmüşler hiçbir yere gitmezler, onlar hayatımızın hep bir yerlerindedirler. Diğer fotoğraf ise bir aile hatırası yine: Şaban, Perihan, Ahmet, Sermin, Yusuf, Mehmet, Ali( ama Domdom Ali) ve Seyfi Görgün (yani Sifon Seyfi). Sıralama bu. İrfan henüz doğmamış. Domdom gibi bir ağabeyi olduğunu henüz bilmiyor. Bu keyfin farkında değil.

Sevgili Görgüngil, hep var olun emi..

çilek tadı

I

kadınlar çilek topladı

kızıl elleri sonra ay doğarken yürüyüp kayboldular

portakal bahçesi suluyordum/ unutamadığım bir andı

çilek tarlasına girdim…

kayboldum…

“Rüyamda bir sandık vardı/ içinde bir eşarp gördüm”

ilerleyince daha karanlığa

ipek bir mendil buldum

bir iğne oyası bir şal gümüş saplı bir ayna buldum

sandık içindeydim düşte kayboldum

/yürüdük göl kıyısına/

II

çın çın çın diye açıldı işlemeli sandıklar

kokulu sabunlar içinde,

birkaç mil, gömleklik kumaş bir eşarpta saklı saçlar

kefenden önce kesilmiş/ sandıklar öttü çın çın

kadınlar bir anıya ağladılar

ölüm, adını yazmış gözlerine

boncuklar, bir makas, bir eldiven-gelinlikten kalan-

açılınca bir bir…/ birkaç parça hayat

havlular, terlikler, renk renk düğmeler/

ilk fotoğrafı büyük kızın/ karakalem kendi resmi

duvarda bir mermi izi-o vakitler çocuktum-

portakal bahçesi suluyordum/ kan olmuştu hafızam

çilek tarlalarına kaçtım

bir düşteydim, sandık içinde kayboldum

/göle doğru mu yürümüştük/

mektup var

Categories: yüzler | 1 Comment

Bende Akkapılıyım, uzaklardan kalbim yıllardır “Akkapı Akkapı” diye çarpar…
Bende daha fazla resim ve kişilerle ilgili aktivelerle ilgili haberler almak istiyorum… Çiçek Durağı… Bakkal Özcan Abi: ))


Bu güzel siteye, hazırlayan, emeği geçen, ayrıca sahip çıkan sevgili okurlarımıza çok teşekkür ediyorum…
Bu kadar güzel anlatılırdı Akkapı… Biraz geniş acıdan bakıp, Akkapı’da yasayanları, övüneceğimiz alışkanlıklarımızı, birbirimize bağlılığımız; birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için olduğumuzu…
Uzun bir geçmişe rağmen aslında benliğimizden hiçbir şey kaybetmediğimizi de anlatımlara alır isek çok sevinirim… Ayrıca biraz daha resim olursa, bizim de uzaklardan hasret giderebilme sansımız olurdu… Unutulmayacak isimlerimiz var Akkapı’da; mesela (Kasap Hasan Abi Allah rahmet eylesin) Gururla andığımız isimler… Bence Akkapı’nın her kösesi bir efsanedir… Akkapılıların ne derece demokrat bir toplum olduğumuzu güzel yazılarla anlatmalıyız… Siteyi çok sevdim çok güzel düşünmüşsünüz ellerinize kollarınıza sağlık… Devamlı takip edeceğim… Basarılar./ Deniz Kökbaş

Editörün Notu: İlginize ve desteğinize teşekkürler. Sitemiz henüz yeni. Önümüzde uzun yıllar var ve bu süre içinde hedefimiz Akkapı’nın tüm inceliklerine, ayrıntılarına, insanlarına, güzelliklerine… yer vermektir. Bu arada bir beklentimiz var; yazı ve fotoğraflarla okurlarımızdan destektir bu. Bu sitede Akkapı’ya dair bir şeyleri paylaşmak isteyen herkese sayfalarımız açıktır. Sevgiler…

İletişim için: poe.14@hotmail.com

taş caddenin yanışı/2

 

nasıl da geçti yıllar

değişip bitiverdi her şey

tozlu yollarında Akkapı’nın

sıcak bir günüydü ağustosun

neler anlattı yine taş caddenin yanışı

 

tahta pencereli bir ahşap ev

nasıldı orda güz akşamları

masanın başında hep kağıtlarla,

günlüklerle, kederlerle…

“sahi, siz o yıllara ne derdiniz?”

 

yıllardır uykum var

uyumadım yıllardır

düşlerimden korkarım

bir uyuyayım/ ağlarım 

taş caddenin yanışı/1

duyar mısın daha bilmem tulumbanın sesini

altındaydı hani dut ağacının

topraktı yol çamurla boğuşurduk kış boyu

koklar mısın pencereden giren zeytin dallarını

ne çabuk geçti değil mi yıllar

aklım ıslak toprak kokusunda hala

dönmüşsün ya çok zaman önce

gittiğin o uzak yerden

ayak yalın sırtındaydı çantan mutlu gibiydin

sokağa girerken duydun haberi

onuydu ağustosun

öldü dediler anlayamadın hala

anımsar mısın eski yılbaşılarını

komşu bahçeden çaldığın

yılın ilk portakallarını