eski zaman

Categories: yüzler | 3 Comments

a18.jpg

Safiye Nene ve kız kardeşi Zehide Teyze. Çocuklar da Meriç, Sara, Hakan, Hüseyin. Safiye Nene’nin masallarını, hikayelerini dinleyecekler veya dinlediler. Çocuk dünyalar o güzelim masallarla ve hikayelerle şekillenmiş ve zenginleşmişti. O da bir neslin son temsilcisiydi. Gençler, yaşlılar, konu komşu toplanır; bir maltızın veya odun sobasnın etrafında şarkılı, şiirli Tahir ile Zühre hikayesi ve daha neler neler dinlenirdi. Yılar önce giden Safiye Nene’nin ardından, bir yıl önce de, Zehide Teyze gitti. Hafızalarda yalnızca güzel hatıralar kaldı…ömrümüz, elde kalanlarla yetinmekten başka ne ki…

değirmen durağı

a17.jpg

Şimdi, Değirmen Durağı‘ndan bakıyorsunuz 1975 veya 76 senesinden. Necmi Sabun ve torunu Funda. Onlara göre sağ tarafta evleri var. Bildiğimiz hikaye, gurbet kuşlarının yarısı burada, diğer yarısı acı vatan Almanya’da. İleride bir tablacı görünüyor, oradaki evFikriye Teyze’nin evi. Şimdi o evin yerinde yeller eser. Daha beride Oduncu Enver’in evi var. Şu elektrik direğinin hemen arkasında. Çok ileride solda depo gibi bir bina var, Necmi Gökçeli’nin. İlk televizyonu onun evinde izlemiştik, pencereden, Bonanza filan… Hey mazi…

esme nene

a23.jpg

1955 mi desek…Kesin değil; ama civarı. Esme Nene, fotoğraftaki haliyle 80‘lerinde. Bayramlarda mahallenin ufaklıklarını toplar onları luna parka götürürdü, tanıklar öyle diyor.( Bu arada fotoğraftaki ufaklıkların hemen hemen hepsinin birer nene-dede olduğunu belirtmeye gerek yoktur.) Esme Nene çocukların, mahallenin nenesi. Aynı zamanda bir otacı olduğu ve doktora hiç gitmediği, ilaçlarını kendi yaptığı da söylenir. Destansı bir neslin son temsilcilerindendi, Esme Nene, hatıraların var olsun… (Not: Süheyla Hanım kusura bakmayın, fotoğrafın üzerideki koyuluk size denk gemiş, bizden kaynaklanmıyor, fotoğraf bize ulaşığında böyleydi: ))

not

a61.jpg

Bu fotoğrafın arkasında şöyle bir not var (üzerine bir şey yazmamıza hiç gerek yok, hikayesini zaten kendi anlatıyor) : Bu gençlik bir çiçektir, elbet bir gün solacak. Bu cansız hatıraya baktıkça bir arkadaşlık mazisi hatırlanacak. Cahit ( ki o yıllar önce öldü), Suphi, Niyazi

eskilerden

Categories: yüzler | No Comments

a161.jpg

Süleyman Tabakan. Süleyman Ağa da denirmiş ona. Ama buraların ağalığı öyle zulme dayalı bir içerik taşımaz. Bir sevgi ve saygı sıfatı gibidir bu kelime. Bu sıfatı almak da mal mülkle değil insaniyetle mümkün olan bir şeydir. Ama işte her şey mazi olmuş…Bir fotoğraftan bize bakıyor.

futbol

a42.jpg

Akkapı’da da futbol öteden beri ilgi görmüştür. Birbirinden renkli mahalle takımları olmuştur: Halkevi, Ufukspor, İdaspor, Çukurova, Akkapıpetrolofisi bunların birkaçıdır. ( Adını anamadığımız birçok takım da vardı, zaman içinde onlara da değineceğiz.) Amatör liglere Akkapı 80′li yılların başında Altınkoza adıyla katılır ( burada rahmetli Tahir Boğa’nın adını anmamak olmaz ), sonra Akkapıspor adını alır. Şimdi amatör1.ligde oynayan Akkapıspor Adanaspor’un eski futbolcularından Razık’ın yönetimindeTürk futboluna oyuncu yetiştirme idealiyle mücadele ediyor.

kutlama

Categories: yüzler | 1 Comment

a6.jpg

1971, bir doğumgünü. Bu akşamdan birkaç zaman sonra doğumgünü kutlanan Sara Almanya’ya gidecek. Gurbet kuşlarına katılacak. Arkadakiler Rasim, Alpay, Sabit, Sazcı Ali. Sağdaki bayanlar Miyesser ve Kevser. (Önlerindeki küçük, Kevser’in kızı Şenel, şimdi o da gurbette.) Komşu mahalleden kuzenleri ev sahibinin. Ufaklıklar şimdi koca adamlar. Soldakiler de Sedat ve Nurhan. Evlenecekleri o zamandan mı belliydi ne :)) Günler geçip gidiyor da, kim bilir nereye gidiyor.

ev önü

Categories: yüzler | No Comments

a51.jpg

İşte Akkapı‘da sıkça rastlayabileceğiniz bir ev önü oturması. Soldaki hanım Şerife Teyze, gözlüklü güzel bayan ise Meryem Teyze. Çocuklar büyütülmüş, okutulmuş, bir meslek sahibi yapılmış, evlendirilmiş, torun sahibi olunmuş, yeni torunlarda ısrar edilmiş…Ama hayat tüm bu rast gitmelere rağmen kendi içinde dertleri de elbette barındırmış. Biz her şeyden bahsetmedik ya, bu meselelerle de uğraşılmış.Hayatın merdivenlerinden sanmayın hep şenliklerle çıkılmış. Ve şimdi ömrün baharı, evet baharı sürülür olmuş… Nice oturmalar hanımlar…

dergi

Categories: sesler | No Comments

 a111.jpg

Akkültür, 4-5 yıl önce çıkan Akkapı kaynaklı bir dergiydi. Büyük bir titizlik ve çabayla, zaman içinde yerelden evrensele ulaştı. Oluşumunda Zafer Özgentürk’ün ve arkadaşlarının emeği büyüktü. (Bu derginin Ak’ının akp’nin Ak’ı ile hiçbir ilgisi yoktur. O, Akkapı’nın Ak’ıdır.) Hemen hemen her dergi gibi maddi nedenlerden dolayı Akkültür’ün de ömrü çok uzun olmadı, 20 sayı kadar çıktı ve hafızalarda güzel bir yer bırakarak ömrünü tamamladı. Ama sonuçta bu dergi, Akkapı’da daha neler yapılabileceğinin bir başka göstergesi oldu.

yaşlı asma

a41.jpg

annem yaşlı bir asmaydı öldüğünde
gölgesinde uyuklardı kedi
biz portakal kabuğundan gözlükler yapardık
yaşamadığımız bir mutluluktu hayat
umudu kendinde saklı
bir sabah kabuğunu soymuştu
turunç ağacının  son yazında babam
durup durup yapraklarını budardı sikas çiçeğinin
yeni yapraklardan bir şeyler umarak
uzanmış görünce öyle
anladım her şey o an içindi
dualar mırıldanılıyordu-
ben ayaklarını yıkıyordum babamın
annem bir asma olmayı düşlüyordu
hayat ömrümüzde sınadı kendini
ah, akkapı’da ölü kuşlar sokağında
birimiz genç bir ölü oldu
birimiz dalgın ayrıldı taş sokaktan
birkaçımızda dargınlığı ömrün
ki annem yorgun bir asmaydı öldüğünde
biz sessiz bir şarkı düşlemiştik
sözsüz bir oyun ıssız bir ölüm
ölüm … alıkoydu kendimizi, ki
annem yeniden yaratan bir asmaydı … oralarda