Süheyla ve Macit,
Almanya’yı vatan bellemek zorunda kalan gurbet kuşlarından.
Bu, 1960′ların sonundan bir fotoğraf. Evlilik günlerinden.
Sokaklar , insanlar ve Akkapi…
“Gurbet kuşlarını kimse anlamadı! Ne acılarını duydular ne akıttıkları gözyaşlarını gördüler. Arka arka sevdiklerini görmeden koklamadan kaybettiler, anlamadılar acılarını! Gurbet değil onlara bu acıyı veren, anlamayanlardır!
Büyük hasretle uçtular hep gurbet kuşları yanlarınıza, hüzünle geri döndüler, anlamadınız! Onlar hep yalnızdılar!
Onları kimseler anlamadı!
Yeri geldi tek, tek sevdiklerini, saydıklarını, büyüklerini ve küçüklerini kaybettiler görmeden, koklamadan, okşamadan yeri geldi beklemediler uğurlamadan mezara gömdüler, onları kimseler anlamadı!
Onlara acıyı veren gurbet değil, anlamayanlar!
Gurbet kuşları onlar, hep ağladılar ve ağlıyorlar! Anlamıyorsunuz!”
“Şirin”den…
Sene 1970. Damat Akkapı’dan Recep, gelin Dikköyünden Nazlı. Şimdi ikisi de Almanya’da. Hey Almanya, bize verdiklerini al, geri verelim sana. Peki, sen bizden aldıklarını geri verebilecek misin bize? Gelinin yanında duran bayan damadın kız kardeşi Nurten. Damadın yanında duran da gelinin ağabeyi Mustafa. Ve düğünlerin vazgeçilmezi çocuklar… Ama şu fotoğraftaki güzelliğe bakar mısınız, 1970 Türkiye’si ve bir köy düğünü…Bir de iktidarın götürmek istediği Türkiye’ye bakın.
Bu resim, Akkapı’dan 35 -40 sene önce Almanya’ya, orayı acı vatan bilmeye gidenlerden. Macit, Süheyla ve Meriç Elgalp. Ve arkasında bir not:
Bunu Meriç Türkiye’ye gitmeden üç gün önce çektirdik. Beraber bir resmimiz olsun diye. Bakmayın öyle güldüğüme, içim kan ağlıyor sizler için. Sevgilerimizle, selamlar…
Meriç Türkiye’ye geldi. Anne ve babadan uzak yıllarca Akkapı’da yaşadı, ölü kuşlar sokağında, ayrılık cana tak edince Almanya’ya döndü kardeşleriyle. Ayrılığın bir başka türlüsü yaşanır oldu bu kez. Ve seneler su gibi akıp gitti. Bize, fotoğraflarda artık bir kedere dönüşmüş hikayeler kaldı.
Tufan, yıllar önce gitti Hollanda’ya. Sormayın kaç sene olduğunu, biz de unuttuk. Gidip de dönemeyen yüzlerce Akkapılı gurbetçi gibi. Uğurlamak için geldi yine yıllar sonra, bir anneyi alıp götüren kederli şubat akşamlarından birinde, hüzne hüzün katmak için geldi ve gidecek yine… Hep uğurlamak, uğurlanmak değil midir hayat? Git; ama gelmeyi unutma Tufan, ki sen nereye gidersen git, şairin dediği gibi, bu mahalle hep arkandan gelecek…