
Şu fotoğraf için kederli bir hikaye veya ömrümüze dair bir şiir yazabiliriz. Bu, bizi anlatacak bir şey olurdu. Ama fotoğrafın kendisi bir hikaye olmuş bile. Yalnızlığın hikayesi… Bir canlı tarihin hikayesi…Akkapı’dan tanıdık bir resmin hikayesi…Belki art arda gidenlerin, geride bir başına kalanların hikayesi…
Orada bir tulumba var, önünde bir teneke. Hala kullanılıyor anlaşılan. Veya bir eski zamandan kalmış buluşmadır, hatır sorma…Karşısında da bir musluk… iki ayrı hayatın simgesi olabilecek nesneler ve ayrı ayrı yerlerden bakıyorlar birbirlerine.
Sofada uyuklayan iki kedi. Yaşlı bir ev ve yaşlı bir kadına, mutlak huzurun konukları; kim bilir belki de artık ev sahipleri.

İşte ömrümüzün sureti; bir kadın, bir sofa, bir musluk, bir tulumba, sofada iki kedi, binlerce hatıra binlerce hatıra binlerce hatıra…
(Fotoğraflar için Mehmet Ali’ye teşekkürler.)