Kenar mahallede
bir pazar günü,
çok eski biz zamanda
portakal ağacının altında…
Sokaklar , insanlar ve Akkapi…
Bir parça portakal kabuğu avucumda
Geçmişe bir bilet…
Çerçi’nin bahçesindeki havuz,
Ceviz ağacının altında serseri çocukluğumuz,
Dardağan ağaçlarında bir savaş,
Yanık buğday tarlalarında futbol,
Portakal bahçelerinde biten gün…
Sonbaharda seyircisi azalan yazlık sinema,
Şıh Muhsin bakkalında tahta kanepe,
Unutmaya başladığımız şarkılar,
Ah, büyüyen yalnızlık
Sonra sonra,
Daha kırılgan hayatlar, sonra sonra…
Seyfi ve Semih marul tarlasında. kireçleme yapıyorladı galiba. Sene 1977 civarı.
Bir çocukluk işi gibi duruyor. Eğlencesindeler onlar.
Semih yıllar önce gitti. Bahsetmiştik.
Seyfi, ortayaşa doğru gidiyor. Delikanlılık çağı bir masal oldu, unutuldu.
Ne demişti şarkı,
“Mecnun Kerem boşa yanmış, aşk ve vefa yalan imiş
yalan dünya, yalan imiş”