Bir portakal bahçesi çıkmazında çocuklar… Yasin, Mehmet, Moran, Fatma, Berfin, Doğa… Hadi elleri havaya kaldırın, eğleniyor gibi yapan, dedik. Kare bu. Ee, sipariş sevinç bu kadar olur. Okullar açılmak üzere, şimdi bu sipariş sevinçler için bile bir sonraki yazı bekleyecekler. 
tavla
Akkapı’da bir sokakta tavla oyunu. Baba ve oğul, Süleyman amca ve Uğur, sıkı bir maç yapıyor. Galibi bilmiyoruz. Ama bu foto anında baba, oğulu fena hırpalıyor gibiydi. Zaten pulların konumu da ona işaret ediyor. Ee, usta olmak zaman ister bu oyunda, talih bir iki parti güler: ))
Tavla oynanır da seyircisiz olur mu? Olmaz tabi. Konu komşu, hısım akraba bu mücadeleye her daim müdahildir. Bu anlar hiç eksik olmasın…
726 sokakta voleybol
Neredeyse geleneksel bir spor etkinliğine dönüştü eski ve meşhur adıyla 726 sokakta voleybol oynamak. Bu minik ve taşlı çakıllı sahada kimler oynamadı ki.
Şimdi şu oyunda gördüklerinizin hemen hemen tamamı daha dünyada yoktu burada mahalleli voleybol oynarken, Razık Hoca hariç. Tanıyorsunuz onu, Adanaspor’un eski futbolcularındadır. Şimdi Akkapıspor’u çalıştırıyor. Gençlerle onayınca kendini genç sanıyor: )) O da eski formundan uzak: ))
Şimdi oynayanları tanımıyoruz, soruyoruz, bu kim, şu kim? Cevaplar; Kaskas’ın oğlu, Sami’nin oğlu, Ali Aksüt’un oğlu, Ali Karabulut’un oğlu, Semih’in oğlu…diye devam ediyor.
Şaşırıyoruz, yahu ne zaman evlendiler, ne zaman çocuk yaptılar, bunlar ne zaman büyüdü… Ey hayat… O zaman “oyuna devam…”
Dedik ya Razık Hoca eski günlerinden uzak diye… Hocam, top çizgiler içinde kalacak… Hem o top çizgi dışıydı, üstüne filan da düşmedi. En fazla bağıran, en haklı sayılmıyor. Çocuklara da baskı yapma: ))
Bu arada, maç varsa yorumcusu da vardır, futbol veya voleybol fark etmez… Bakınız, aşağıdaki foto: ))
çilek tadı
I
kadınlar çilek topladı
kızıl elleri sonra ay doğarken yürüyüp kayboldular
portakal bahçesi suluyordum/ unutamadığım bir andı
çilek tarlasına girdim…
kayboldum…
“Rüyamda bir sandık vardı/ içinde bir eşarp gördüm”
ilerleyince daha karanlığa
ipek bir mendil buldum
bir iğne oyası bir şal gümüş saplı bir ayna buldum
sandık içindeydim düşte kayboldum
/yürüdük göl kıyısına/
II
çın çın çın diye açıldı işlemeli sandıklar
kokulu sabunlar içinde,
birkaç mil, gömleklik kumaş bir eşarpta saklı saçlar
kefenden önce kesilmiş/ sandıklar öttü çın çın
kadınlar bir anıya ağladılar
ölüm, adını yazmış gözlerine
boncuklar, bir makas, bir eldiven-gelinlikten kalan-
açılınca bir bir…/ birkaç parça hayat
havlular, terlikler, renk renk düğmeler/
ilk fotoğrafı büyük kızın/ karakalem kendi resmi
duvarda bir mermi izi-o vakitler çocuktum-
portakal bahçesi suluyordum/ kan olmuştu hafızam
çilek tarlalarına kaçtım
bir düşteydim, sandık içinde kayboldum
/göle doğru mu yürümüştük/
pazar sabahı
Akkapı’da kimi pazar sabahları bu resimdeki gibi geçer. Evin avlusunda, sokakta veya evin civarında uygun bir yerde toplanılır ailece, uzakta olanlar varsa gelir, belki akşama doğru bir mangal yakılır, yakınken uzak olanlar hasret giderir ve bir pazar günü ertesi günün hafif sıkıntısının başlamasıyla biter.
İşte Ali Dayı, Okan ve Özkan bir pazar sabahı keyfinin hazırlığında.
kedi
Akkapı kedileri. Hayır bir tür değil bu, yani Akkapı’yı mesken tutan yüzlerce kediden birkaçı. Kimisi çok sever onları, kimisi kovalar, kimisi de nankör olduğunu iddia eder kedilerin. Ama nankörlük kavramını ne bilir hayvancıklar, galiba zaaflarımızı dünyanın diğer sakinleriyle paylaşmak kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. Kim bilir? Hatırlıyoruz da Domdom Ali’nin, veya ailenin, Binnaz diye bir kedisi vardı seneler seneler önce. Evin bir ferdi gibiydi. Onu da anmış olalım bu vesileyle.
bir sokak
Akkapı’dan bir sokak. Bir teyze misafir gelen komşusunu uğurluyor. Kent hayatı içinde kaybolmadan kalan güzel karelerden biri. Akkapı’da bu sahnelere o kadar çok rastlanır ki, insanı mutlu eden türden bir aynılıktır bu. Benzer komşuluk ilişkilerinin olduğu her yerde olan olağan yaşantılardır bunlar. Kaç şehrin içtenlikten uzak hayatlarından, dön kırsalın doğallığına, en fenası bile orada samimiyetiyle seyreder.
futbol
Akkapı’da da futbol oynar çocuklar. Onlar da sihrine kapılmıştır bu büyülü sporun. Ve Razık Uzunağaç, Sedat Varak, Adanaspor alt yapısının şimdiki antrenörlerinden Nevzat Hoca, Ali Toprak ve halen Adanaspor’da oynayan Alper Yeşil bu topraklarda vurmuştur ilk plastik, poşetten sarma, bezlerden öbekleme, deri toplara…Adlarını bu sayflarda ileride anacağımız kaybolmuş onca yetenek…













