bir fotoğraf

1960′ların sonu.

Dalikanlılık çağlarından bir kare.

Macit Elgalp.

Zaman geçer, hazin izler bırakarak hayatlarımızda,

 ama işte hatıralara ne yapabilir ki…

Nice uzun seneler Macit usta…

bir şiir

kenar mahallede bir pazar günü
buğulanır toprak yol ve damlar
sabah güneşinin ilk akıntılarında
göğü turuncu bir ağ kaplar.

konuşmalar, küfürler, çocuk çığlıkları
öper yüzünü yeni bir sabahın
çamaşırlar hışırdar avlularda
bayrakları gibi fukaralığın.

kahveye çıkar birer ikişer erkekler
yayılarak otururlar iskemlelerde
çay bardakları şıngırdar, radyo bağırır
bir haftanın yorgunluğu akar iliklerde.

ötelerde, portakal bahçelerinde
gün ışığı dans eder sabah yeliyle
arklardaki sular el çırpar
toprağı ürpertiden titretircesine.

bir çocuk çitleri usulca aşar
geçer uyuklayan bekçinin önünden
bir damla kalır gömleğinin içinde
uzayıp giden portakal denizinden.

tulumbada yüzünü yıkar bir işçi
daha uyanmayan karısına seslenerek
kalkar kadın, elinde bir havlu
geceki yorgunluğunu anlatır ezilerek.

bir kumru tüner dallarına o zaman
avludaki yaşlı dut ağacının
ona sevgiyle gülümser işçi
sonra sarar belini kadınının.

Sözleri Ahmet Erten’e bestesi Eftal Küçük’e ait bir Çağdaş Türkü şarkısı.

fotoğraf

O zaman bir asker fotoğrafı yayımlayalım.

80′ler, Aydın Tabakan…

güzel zamanlardan

iki düğün fotoğrafını paylaşalım.

Gülcan Cömertbay’ın düğününden…

Alttaki fotoğraf da Bedii ve Sabahat’ın düğününden.

Arkadaki bayanlar; Hayat, Meral ve Safiye…

kerem ile fatma

1950′lerden bir düğün fotoğrafı

Kerem İle Fatma…

bu günlerde

Bahar temizliği zamanıdır şimdi evlerde. Yağmurlar durulmuş, camlar korkmadan silinir hale gelmiştir. Annelerin emeği boşa girmeyecektir çamurlu damlalardan.

Avlular hazırdır akşam oturmalarına, hafta sonları kahvaltıya, gecelere kadar sohbetlere veya.

Dut ağacının altında yaşlıların tavla eğlenceleri, sokak boyunca sıcağa aldırmadan koşuşturan çocuklar, düzenlenen küçük bahçeler; nane, maydanoz, tere için tarhlar, sulanmaya hazırlanan portakal bahçeleri, gurbet kuşlarının tatil zamanlarının başlaması, damlarda kameriyeler, cibinlikliklerin naftalin kokularıyla dönmesi, tablaları mevsim sebze ve meyveleriyle daha da renklenmiş seyyar satıcıların seyrü seferi, kırk yıldır  fıstıklı, susamlı ezme satan adam, Kaskas’ın dükkanının önünde akşamlamalar, sonra şarkının dediği gibi, rakılı akşamlar gün batımları… hepsi kendi başına bazen eşsiz, bazen monoton ama çoğu zaman samimi bir fotoğraf verir Akkapı’ya dair.

Bu, ne güzel bir şeydir…

güllü ana

Güllü Ana (Güler Birbiri) fotoğraflarını paylaşalım şimdi de. Geçmişten bugüne doğru sıralayalım zamanı, zaman denen zalimi. Ah be Güllü, sen de mi yaşlanıp nene olacaktın: )) Seviyoruz Güllümüzü…

(Son resmi daha önce yayımlamıştık, ama kompozisyon bütünlüğü için tekrar kullandık.)

müthiş kuzenler

Madem kebaptan bahsettik o zaman Ege kardeşimizi de anmak zorundayız, evet zorundayız. O yaşta bir kebap eksperidir, ona standartların dışında bir kebap yediremezsiniz. Aslında söylenenlere göre kebap dışında bir şey yediremezsiniz. Ege, ona inanıyoruz.

Diğer karede ise ekürisi Arda. Onu anlatamayız. Hani denir ya “yaşamak lazım”, öyle bir durum.

Seviyoruz bu ikiliyi, müthiş kuzenler onlar…

mangal keyfi

Tatil akşamlarının vazgeçilmezidir mangal. Herkes kendince sürer bu keyfi. İşte Can Kapıcıoğlu da mangalı belli bir tarzla yakanlardan biri.

( Bu arada Can’ın gençlik fotoğrafını da biraz aşağıda görebilirsiniz, yılların nasıl geçtiğine de tanık olursunuz ayrıca.)

Sonra “Peki, şişlemeyi nasıl öğrendin?” diye sorduk.

“Bir Adanalının genlerinde var bu işler.” dedi.

Eyvallah dedik:))

“Mangal, insanı hayata bağlıyor.” diyor Can şakayla karışık.

Biz de afiyet olsun diyoruz o zaman.

çocukluk

En savunmasız halimizde çekerler ya fotoğraflarımızı, sonra kalır onlar. Kıyamazsın da yırtıp atmaya ve işte böyle gelirler karşına sanal alemde. Her an bir fotoğrafınız düşebilir elimize böyle kullanırız aleyhinize:)) demedi demeyin:))

Soldan sağa: Selçuk, Vehbi, Yasemin…

Not: Yollayın güzel fotoğraflarınızı burada paylaşalım.

poe.14@hotmail.com